Paylaş   
02.10.2018

CAHİT BERKAY´IN YEŞİLÇAM SERÜVENİ

/

Türkiye Musiki Eser Sahipleri Meslek Birliği'ne (MESAM) atanan kayyum, Cahit Berkay'ın da aralarında bulunduğu bir grup sanatçıyı kurumdan ihraç etti. Sonrasında Berkay genel kurula katılma olanağı buldu; mahkeme sürüyor, falan, filan.
Film müziği denince ülkede akla gelen ilk isim Cahit Berkay böyle bir muameleyi hak etmiyor şüphesiz. 'Telif sistemi tam işleseydi bilmem nerede adası olurdu' gibi bir şehir efsanesini yıllardır heybesinde taşıyan Berkay'ın sadece sinema için ürettikleri bile görkemli bir diskografi.
Hakkı yenen, sömürülen sanatçının ekmeğinin peşinden koşacak meslek birliğinin yönetim kurulundayken mahkemeyle, davayla uğraşmak zorunda kalan Beykay'ın film müziği serüvenini anlatalım bu ay:
Önce bir yanlışı düzeltmek gerekiyor. Berkay'la, üyesi olduğu Moğollar grubunun film serüvenleri farklı.
Yeşilçam döneminde Moğollar'ın şarkıları birçok filmde kullanıldığı için grubun bunlara özel müzikler yazdığını sanan olabilir. Alakası yok; Moğollar'ın sevilmiş parçaları, izne hiç gerek duyulmadan yönetmenler tarafından kesilip biçildi yıllar yılı.
Cahit Berkay'ın öyküsü ise 1974'te başlıyor. Moğollar'ın dağılma günlerinde Deli Yusuf (yön: Atıf Yılmaz) adlı filme müzik yazarak sektöre giriş yapan, Antalya'dan dört altın Portakal (Fırat'ın Cinleri-1978, Kırık Bir Aşk Hikayesi-1982, Gizli Yüz-1991, Melekler Evi-2001), Uluslararası Ankara Film Festivali'nden üç, Uluslararası Akdeniz Film Festivali'nden bir (Herşeye Rağmen) ve Sinema Yazarları Derneği'nden biri onur ödülü olmak üzere iki heykelcik kazanan Cahit Berkay'ın 150 uzunmetrajlı film müziği, 60 televizyon dizisi ve çeşitli belgeseller var portföyünde .
Yapıtları arasında Selvi Boylum Al Yazmalım, Kırık Bir Aşk Hikayesi, Çiçek Abbas, Kılıbık, Devlerin Aşkı, Davaro gibi çok sevilmiş melodilerin de bulunduğu Berkay, bir söyleşimizde şöyle özetlemişti Yeşilçam dönemini: '
Yeşilçam'da müziğin önemini ve nasıl yapılacağını bilen az sayıda yönetmen vardı. Diğerleri de 'Sen aslansın, yaparsın', diye yaklaşıyorlardı olaya. O dönemde bazen önceden senaryoyu alabiliyor ve müziği planlayabiliyorduk. Ancak, genellikle işleyiş şuydu; çekilen filmi izleyip müzik gerektiren bölümlerin uzunluğunu kronometreyle ölçüyorduk. O bölüm kesiliyordu ve devamlı karşımızda dönüyordu. Uğur Dikmen (tuşlular), Asım Ekren (davul), Oğuz Durukan (gitar) ve ben, ses stüdyosunda ilkel şartlarda prova yapıp canlı çalıyorduk. Genellikle bir filmin müziğini iki günde bitiriyorduk.
Yönetmen de çıraklıktan yetişmeydi, ben de. Onun istediği müziği bana anlatması, aktarması zordu. 'Neye benzesin' diye sorup alabiliyordum kafasındakini. Bu nedenle yanlış noktalara gittik; çünkü onlar genellikle plak şarkısı gibi frapan müzikler istediler benden.
Her film için en az üç tema yazmak gerekiyordu geçmişte. Bunlar, kızla oğlanın aşk teması, kötü adamın teması, kavga-gürültü ya da zaman doldurma teması diye isimlendirilirdi. Temaların sayısı bazen yirmiye kadar uzardı. Bunlar hesaplandığında Yeşilçam'a hayli emek verdiğimiz ortaya çıkıyor. Zaman oldu, tanınmış parçalarla filmin müziğini kapatmaya alışmış yönetmenleri özendirmek için parasız film müziği yaptım. Aslında para aldığımız filmlerde de bütçenin büyük bölümünü starlar götürüyorlardı. Geriye kalan para müzik, montaj, ışık gibi bölümlere dağıtılıyordu. Bu işi sevdiğimden paraya pek dikkat etmedim.
Görüntüyü, hareketi müzikle tarif ediyorsun, destekliyorsun, yönetmenin istediği verimi alamadığı sahneyi müzikle kapatıyorsun. Çok oldu böyle; örneğin yönetmen ışığı iyi yapamamış, çarpıcı bir müzik koyunca dikkat gözden kulağa kaçıyordu. İsmini vermeyeyim, çok ünlü yönetmenlerden biri, 'Halk yer' diye bu yöntemi sık sık kullardı.
Artık sinemayla paralel olarak film müzikleri de iyi satış yapıyor. Çok memnun oluyorum. Bu ortam başladığım günlerde olsaydı her halde ben bu satış tirajları sayesinde özel uçaklardan inmezdim. İşin şakası tabii bu; ama eskiden insanlar filmde müziği fonda bir ayrıntı gibi değerlendiriyordu, emekler uçup gidiyordu. Şimdi müzik güzelse sinemadan çıkan insan albümünü alıp evinde defalarca dinliyor ya da arşivine koyuyor. Bugünleri de gördük sonunda.' CUMHUR CANBAZOĞLU (ARKA PENCERE MECMUA/TEMMUZ 2018)


Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

127
0
114
0
129
0
144
0
176
0
146
0
157
0
158
0