Paylaş   
23.09.2018

ADALETİN MELEĞİ...

/

Artık kadınların da eli silaha gidiyor ve aksiyonun içinde sivriliyorlar. 'Atomic Blonde'da Charlize Theron, 'Red Sparrow'da Jennifer Lawrence derken şimdi sahne sırası Jennifer Garner'da. Aslına bakarsanız aksiyon Garner için bildik bir liman: Sinemada 'Elektra', televizyonda 'Alias' bu cephede önceki duraklarıydı...
Lakin Amerikalı kadın oyuncuyu bu hafta karşımıza getiren 'İntikam Meleği'nin ('Peppermint') tanım aralığını 'kadınlar ve aksiyon'dan ziyade 'Kendi adaletini kendin sağla' başlığı üzerinden yapmak gerekiyor. Pierre Morel imzalı yapım, 70'lerin Charles Bronson'lı ünlü klasiği 'Death Wish'in yeni bir versiyonu. Hatırlanacağı gibi söz konusu filmde ailesini kaybeden bir baba, eline silah alıp meseleyi bizatihi kendi çözüyordu. Michael Winner'ın 1974 tarihli bu filmi Brian Garfield'ın romanından sinemaya uyarlanmıştı. Benzer bir temaya sahip bir başka Garfield romanı 'Death Sentence' da 2007'de perdeye taşınırken Bronson'vari bir intikam yolunu tercih eden isim Kevin Bacon oluyordu. İlginçtir, aynı yıl Jeil Jordan'ın 'Brave One'ında Jodie Foster, benzer şekilde adaletini kendisi sağlamak zorunda kalıyordu. Bu açıdan 'İntikam Meleği', 'Brave One'a daha yakın düşüyor. Ve fakat kamera arkasındaki isim aksiyonlara vâkıf Pierre Morel olunca Jennifer Garner, iki-üç kişiden ziyade koca bir çeteye karşı mücadele eden bir ölüm makinesine dönüştürülmüş.

'Toplumsal arınma!'

Bu aşamada önce kısaca konu diyelim: Bir uyuşturucu çetesinin göz korkutmak amacıyla gerçekleştirdiği saldırıda kocasını ve kızını kaybeden, failleri teşhis etmesine rağmen hiçbir ceza almamalarına da tanıklık eden Riley North, olayın beşinci yıldönümünde ortaya çıkar ve hesabını kendisi görmeye başlar. Karşısındaki koca bir çetedir ama Riley'nin açık hesabı sadece onlar değildir. Listesinde kanlı eylemleri örtbas eden hukukçular da vardır; öfkesinden avukat ve hâkim de payını alır...

Senaryosunu Chad St. John'ın kaleme aldığı 'İntikam Meleği', yönetmen Morel'in etkileyici aksiyon sahneleri sayesinde eskilerin deyişiyle 'yağ gibi akıp giden' bir heyecan kurdelası (bu da eski bir sinemasal deyimdir!) olmuş. Filmin öncüllerinden farkı, çürümüşlüğün (aslında bildiğimiz türden) geniş resmini çizerken intikam parantezine sadece mafyayı değil ondan beslenen hukuk insanlarını ve rüşvetçi polisleri de dahil etmesi. Bu tür filmler, sinemaya gölgesini düşürdüğü ilk günden itibaren elbette bir 'katarsis'in ('arınma') ifadesidir. Sistem kötülerin cezalandırılmasına ya izin vermez ya da kanunlar dahilindeki kimi boşluklar sayesinde yaptıklarının karşılığını görmezler. İşte bu noktalarda da Clint Eastwood'un 'Dirty Harry'sinin ya da 'Death Wish'in Charles Bronson'ının kişisel gayretleri devreye girer. Biz de seyirci olarak onlar kötüleri cezalandırırken oturduğumuz yerden "Oh olsun"larımızı çekeriz.

'İntikam Meleği' meseleyi günümüz refleksleriyle buluştururken işin içine sosyal medyayı ve cep telefonuyla çekilen 'olay yeri' canlı görüntülerini de dahil etmiş. Ki böylelikle adalet için elini kana bulayan bir ev kadınının, varoşların gözünde 'Melek' türü bir kahramana dönüşmesine de tanıklık ediyoruz...

Filmin kötüleri Latinler
Klişeleri yerli yerinde kullanan ve izleyicinin duygularına seslenme konusunda başarılı olan filmin elbette en önemli falsosu, kötülerini 'Latinler' ve 'Asyalılar'dan seçmesi. İşte böylesi bir profile sahip uyuşturucu tacirleri, 'Beyaz bir aile'yi yok ediyor. Neyse, belki de bu denli öküz altında buzağı aramamak lazım, onlarla işbirliği yapan sistemin aklayıcısı konumundaki hâkim ve avukat beyaz! Bir de film, Riley North'un beş yıl içinde eli kanlı bir meleğe dönüşme sürecini ya da eğitimini, "Siz durumu anladınız" tavrıyla çok hızlı anlatıyor.

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
177
0
128
0
164
0
125
0