Paylaş   
26.08.2018

ADALET ´WESTERN´İN TEMELİDİR...

/

Sen bir kenara çekilip kendi yolunda gitmeye çalışsan da bir şekilde çarkın içine çekilirsin; çünkü sistem işlemez, vicdanın devreye girer ve adaleti sağlamak sana kalır... Sinemanın erken çağında 'western'lerin, 70'lerde Charles Bronson'lu ya da Clint Eastwood'lu modern 'suç filmleri'nin bildik temasıydı 'Kendi adaletini kendin sağla'...

2014 tarihli 'The Equalizer', 1985-89 tarihleri arasında çekilen aynı adlı bir TV dizisinden ilham alınarak sinemaya uyarlanmış bir projeydi. Söz konusu çalışma aynı zamanda Denzel Washington'la, kendisine 'En İyi Erkek Oyuncu' dalında Oscar kazandıran 'Training Day' filminin yönetmeni Antoine Fuqua'yı da yeniden bir araya getiriyordu. Bizde 'Adalet' Türkçe adıyla gösterime giren filmde eski deniz piyadesi ve ajan Robert McCall, fuhuş bataklığındaki genç bir kadına yardım ederken karşısında Rus mafyasını buluyor ama kötüleri kendi yöntemleriyle cezalandırmaktan vazgeçmiyordu.

'Yitik Zamanın Peşinde'





REKLAM
Dört yıl sonra aynı kahraman, aynı oyuncu, yönetmen ve senaristin imzalarını taşıyan yeni bir adımla karşımızda. 'Adalet 2' ('The Equalizer 2'), İstanbul'a yaklaşan bir trende açılıyor. McCall, çocuğunu kaçırıp eski karısına eziyet etmek isteyen mafyatik bir Türk'le hesabını görüyor ve kendi dünyasına dönüyor. Boston'da biçimlenmiş bu dünyada ise kahramanımızı bir şirkete bağlı olarak taksi şoförlüğü yaparken buluyoruz. 'Yahudi soykırımı' esnasında kız kardeşini kaybetmiş ve hayat boyu onu aramış müşterisi Sam'le komşuları; ekip biçtiği bahçesi vandallar tarafından tarûmar edilen Müslüman Fatima ve uyuşturucu çetelerin dahil olmaktan başka çaresi kalmayan ressam adayı Miles, McCall'un hayatındaki 'sabit'lerdir. Derken ilk filmden de hatırladığımız eski mesai arkadaşı Susan Plummer'ın Brüksel'de işlenen bir cinayeti araştırırken öldürülmesi, 'uyuyan dev'in uyanmasına neden olur ve eski deniz piyadesi karmaşık bir denklemi çözmeye koyulur...

İlk film aksiyona fazla göz kırpıyor (sanki 'John Wick'in öncülü gibiydi) ve öykü itibariyle klişeler eşliğinde ilerliyordu. İkinci adımda ise tamamıyla 'Ermiş' gibi davranan bir karakter buluyoruz karşımızda. Elinde daima bir kitap (Ta-Nehisi Coates'in 'Dünyayla Benim Aramda'sı ve Proust'un 'Yitik Zamanın Peşinde'si, bu arada küçük bir hatırlatma; ilk filmde odaklanılan kitap Hemingway'in 'Yaşlı Adam ve Deniz'iydi), komşularına her daim yardım elini uzatan, yaşlı-genç demeden onlara destek olan, iyilik timsali bir profil... Ama bir adım ötede kötülüklerle dolu bir dünyanın kendisini ve herkesi beklediğinin farkında... Terazinin dengesi bozulduğunda ise silahı ve mücadele gücüyle meseleye ağırlığını koyuyor.

Fuqua, olgun ve sakin bir rejiyle bu öyküyü aktarıyor. Ben filmi genel olarak 'Western' türüne olan sevgi ve saygısı yüzünden beğendim. 'Adalet 2', şimdiki zamanda geçse de anlatılan 'Yalnız ve geçmişi yaralı bir kovboy'un mücadelesi. Atmosfer de buna uygun.

Adeta Marlon Brando

Öyle ki kasırganın her şeyi savurduğu kasabadaki final, rüzgâr eşliğinde çalı topaklarının havada uçuştuğu western düellolarına gönderme...

Oyunculuklara gelince: Denzel Washington elbette iyi ama filmin parıltılı performansı genç Miles'ta 'Moon-
light'tan hatırladığımız Ashton Sanders'tan geliyor. McCall'un örgütten eski arkadaşı Dave York'ta da 'Narcos' dizisiyle tanınan Pedro Pascal karşımıza gelirken, Şili doğumlu aktör bazı kadrajlarda Marlon Brando'nun gençliğini fazlasıyla andırıyor.

Girişteki İstanbul'a tren yolculuğu bölümünün, Bond filmi 'Skyfall'un Adana'da geçen sahnelerini hatırlattığı 'Adalet 2'yi özellikle Amerikalı eleştirmenler pek beğenmemiş. Ana karakterin toplumsal açıdan geleneksel erkek rolünü tekrarladığını ve öykünün hamasi olduğunu yazmışlar. Bense western havasına bayıldım, kendimi kaptırdım ve felsefi dokunuşlara sahip bir Clint Eastwood filmi (mesela 'Unforgiven') izliyormuşcasına zevk aldım. Yani bana sorarsanız 'Kaçırmayın' derim... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/25.08.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
177
0
128
0
164
0
125
0