Paylaş   
24.07.2018

NARCOS´U DÜŞÜK BİR FİLM...

/


İyi de Pablo Escobar hakkında hâlâ anlatılacak bir şey var mı?" diyebilirsiniz ve haklısınız da. Amma velakin dizi seyretme kültürüne sahip olmayanlar ya da dizileri "Ama bunlar da çok uzun, seyredecek vaktim yok" diyenler için bir tür 'sıkıştırılmış' öykü niyetine izlenecek bir film 'Pablo Escobar'ı Sevmek' ('Loving Pablo'). Evet, haftanın yenilerinden olan bir yapımdan bahsediyoruz. 'Güneşli Pazartesiler'le (2002) gönüllerde taht kuran, son olarak huzurlarımıza geldiği 'Mükemmel Bir Gün'le (2015) de irtifa kaybetmediğini gösteren İspanyol yönetmen Fernando Léon de Aranoa'nın imzasını taşıyan yapım, gazeteci Virginia Vallejo'nun 2007 tarihli anı kitabı 'Loving Pablo, Hating Escobar'dan uyarlanmış.

Film özetle ünlü bir televizyon figürü olan gazeteci Virginia Vallejo'nun uyuşturucu karteli sahibi Pablo Emilio Escobar Gaviria'yla bir söyleşi vesilesiyle tanışmasını, çok geçmeden sevgilisi olmasını ve ikili arasındaki ilişkinin iniş ve çıkışlarını anlatıyor. Tabii ki bu esnada biz temel olarak Escobar'ın öyküsünü izliyoruz; aile yaşantısını, diğer kartellere karşı verdiği mücadeleyi, çete arkadaşlarını, siyasete atılma sürecini, işlediği onca cinayetten bazılarını, hapis günlerini ve nihayetinde yok oluşunu...

Tanju Okan'a benzemiş

'Pablo Escobar'ı Sevmek', elbette derinleşemeyen bir film. Hele hele meseleye 'Narcos' ya da 'El Patrón del Mal' gibi dizilerden fazlasıyla vâkıfsanız size seslenmesi zor. Ama filmin hedefi belli ve bu hedef doğrultusunda bence elinden geleni yapıyor. Suç dünyasının kendine özgü çarklarının tasvirini çiziyor, Escobar'ın haletiruhiyesini yeterince yansıtıyor; filme Scorsese'nin 'GoodFellas'ına benzer bir anlatım katan gazeteci Virginia Vallejo'nun sınıf atlama düşlerini ve ikiyüzlülüğünü de gayet iyi yansıtıyor. Ama genel olarak elbette vasatı aşamıyor. Konuya Fernando Léon de Aranoa açısından bakarsanız da, İspanyol yönetmenin en sıradan işi olduğunu söyleyebiliriz.

Oyunculuklara gelince... İspanyol sinemasının evli çifti Javier Bardem ve Penélope Cruz'un performanslarına diyecek bir şey yok, özellikle Cruz, Vallejo'nun arsız, ihtiraslı ve bencil kişiliğini yansıtmada gayet iyi. Bardem ise fizik olarak sanki Escobar'dan çok bizim 'rahmetli' Tanju Okan'a benzemiş... Zaten meselenin oyunculuklarda ve çizdikleri portrelerde olmadığı çok açık...

'İki Escobar'...

2010'da İstanbul Film Festivali'nde gösterilen 'İki Escobar' ('The Two Escobars') adlı belgesel, Pablo Escobar'ın yanı sıra 'Dünya Kupası 94'te kendi kalesine gol attığı için mafya tarafından öldürülen Kolombiyalı futbolcu Andres Escobar'ın öykülerini anlatıyordu. Aslında Jeff ve Michael Zimbalist kardeşlerin imzasını taşıyan bu çalışma, konuya ilişkin yeterince veriyle donatılmıştı. Belgeseli şunun için hatırlattım; öncelikle eğer izlemediyseniz mutlaka izleyin; bir de 'İki Escobar'da Pablo'nun hapishaneye milli futbolcuları getirtip kendisinin de oynadığı bir maçın altı çiziliyordu; 'Pablo Escobar'ı Sevmek'te bu maç var ve oyunculara yakın plan yapılmıyor ama kaledeki kişinin saçları itibariyle Higuita olduğu anlaşılıyor... Ayrıca Fernando Léon de Aranoa'nın filmi, dönem ve kimi yaşanmışlıklar itibariyle başrolünde Tom Cruise'u izlediğimiz 'Barry Seal: Kaçakçı'ya ('American Made') da bağlanıyor...

Sonuç olarak 'Pablo Escobar'ı Sevmek', Kolombiyalı ünlü kaçakçı hakkında temel bilgilere giriş (ve çıkış) niteliğinde bir film, meseleye olan ilginiz ve bilginiz doğrultusunda salonun yolunu tutmak ya da tutmamak size kalmış... Son bir not: Kadrodaki isimlere bakıldığında film keşke 'aksanlı İngilizce' yerine İspanyolca çekilseymiş diyorsunuz. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/21.07.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0