Paylaş   
15.07.2018

İÇİN İÇİN YANIYOR...

/

´Yangın Kulesi' ('The Towering Inferno'), 'felaket filmleri' denen türün şahikalarını ortaya çıkaran 70'lerin klasiklerinden biriydi. Tehlike denizden, havadan, sudan, yaratıklardan, karıncalardan, farelerden vs. her şeyden gelirken gökdelenlere uğramaması mümkün değildi elbet. Şehir içindeki arsa sıkışıklıkları, kapitalizmin iştahı, mimarinin gelişmiş teknolojiyle flörtü derken geleneksel siluetleri tarihe gömen, geçmişe karşı görgüsüz ve hoyratça davranan ama doğru yerde tasarlanınca 'gelişmişliğin' göstergesi kabul edilen bu yapı modeli, zaman zaman sinemaya malzeme vermeyi de sürdürüyor elbet.
Haftanın yenilerinden 'Gökdelen' ('Skyscraper') zaten adıyla elini belli eden bir film. Kimi vasat çalışmalarından hatırladığımız Rawson Marshall Thurber'ın yazıp yönettiği yapım, temel olarak 'Yangın Kulesi'yle 'Die Hard'ın karışımı diyebiliriz. Çünkü ortada sadece bir doğal afet yok, bizzat planlanmış bir sabotaj ve bu eylemi gerçekleştirenlerin cirit attığı, hatta sürekli ellerini yükselttikleri bir aksiyon gösterisi var. Tabii ki bu 'kötülük' ve 'felaket' ortamına 'Dur' diyecek bir de kahraman...

'Alkışlarla kurtarıyorum'
'Gökdelen'in konusu kısaca şöyle; 10 yıl önce katıldığı bir kurtarma operasyonunda bacağını yitiren ve hayatına ampute olarak devam eden eski FBI görevlisi Will Sawyer, Hong Kong'da inşa edilen dünyanın en büyük gökdeleni 'The Pearl'ün ('İnci') güvenlik sorumlusu olarak işe başlar. Yanına eşi ve iki çocuğunu da alan Sawyer, çok geçmeden kendisini bir komplonun içinde bulur. 'Akıllı bina' konumundaki yapının milyarder sahibi Zhao Long Ji'ye karşı bir operasyon başlatılmıştır. O sırada gökdelen dışında bulunması gereken Sawyer'ın eşi Sarah'yla çocukları Georgia ve Henry kendilerine tahsis edilen dairededir. Eski FBI çalışanı ailesini kurtarmak için harekete geçer...
'Gökdelen' kısa bir karakter tanıtımından sonra direkt olarak konuya giriyor ve bütün öyküsünü alevler içinde kalan devasa bir yapının içinde kuruyor. Başta Hong Kong polisince olayın faili sanılan Will Sawyer'ın yangına doğru harekete geçmesi, koca gökdelene kendi imkânlarıyla tırmanma çabası, bütün bu sürecin televizyondan naklen yayımlanması hem etrafta toplanan kalabalık hem de ekran başındakilerce yer yer alkış desteğiyle izlenmesi ve bütün bu mücadelenin bir gece içinde halledilmesi... Rawson Marshall Thurber'ın rejisi, aksiyon olarak durumu kurtarıyor amma velakin yönetmenin kendisinin kaleme aldığı senaryo için 'kurtarıyor' tanımı yetersiz kalıyor. Evet, 'felaket filmleri'nin belli klişeleri vardır; hele hele izlediğiniz yapım eğer Amerikan patentliyse zaten öncelik 'aileyi kurtarmaya' yöneliktir. Tehlike ister yeraltından ya da zeminden gelsin, isterse uzaydan; fark etmez, baba duruma el koyar (neyse ki burada eşinden ayrılmış ve çocuklarının nezdinde daha önceden gözden düşmüş bir figür yok). Ama 'Gökdelen' klişeler denizinde fazla yüzüyor; hele ki aile fertleri toplamda dört olunca her bir kurtarma hamlesi ayrı yekûn tutuyor ve bu da adeta 'galip takımın zaman geçirmeye yönelik hareketleri' (!) türünden göze batıcı unsurlar haline geliyor. Bir de filmin zekâmıza hakaret eden en önemli yanı Hong Kong polisi olaylara hiç müdahale etmiyor, başlarda bir ara Sawyer'ı kovalıyor; sonra bütün gelişmeleri ekran başından izleyerek neler olup bittiğini çözmeye çalışıyor; keza ortada itfaiye de yok... Neyse, zaten senaryonun derdi bu değil ki, mesele 'Amerikalı kahramanı'nı Hong Konglulara da alkışlatmak...
İçin için yanıyor...

'Eski güreşçi'ye rahat yok
Performans(lar)a gelince: Bu Dwayne 'The Rock' Johnson, şöyle ayaklarını uzatıp bir rahat edemeyecek mi? Son döneme bakalım: Önce 'Jumanji: Vahşi Orman', sonra 'Rampage: Büyük Yıkım', şimdi de 'Gökdelen'... 'Hızlı ve Öfkeli 8'le 'Baywatch'u saymıyorum bile... Amerikan sineması, eski güreşçiyi 'aksiyon yıldızı'na dönüştürürken sürmediği cephe kalmadı sözün özü... Doğrusu Johnson da sempatik kişiliğiyle zaten çok da özel oyunculuk gösterisi istemeyen bu gişe filmlerinde üzerine düşeni fazlasıyla yerine getiriyor. 'Gökdelen'de ayrıca 'Çığlık' ('Scream') serisinden gözdemiz Neve Campbell'a rastladık, bunu da bardağın dolu tarafı kapsamında değerlendirmek mümkün.
Sonuçta konuya pek takmazsanız Tom Cruise'un 'Görevimiz Tehlike'sini aratmayan bir gökdelen aksiyonu var huzurlarımızda, adrenalin ihtiyacınızı fazlasıyla karşılayabilir... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/14.07.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0