Paylaş   
13.05.2018

GÖKYÜZÜ HERKESİNDİR

/

Suriyeli eşcinsel bir mülteci... Aslında onun için hayatın dik yokuşları, cinsel kimliği nedeniyle doğup büyüdüğü topraklarda başlamış. Lakin ülkesinin yaşadığı karmaşayla evini barkını terk edip başka topraklarda kendisine gelecek ararken dertler birken iki oluyor, yumak büyüdükçe daha da büyüyor. Hüseyin, İstanbul'da hayatını sürdürüyor. Haftada altı gün bambaşka bir rutinin peşinde; bir berberde çalışıyor, gerçek kimliğiyle buluşuyor, benzer dertlere sahip insanlarla vaktini geçiriyor. Yedinci gün annesinin, babasının, eşi ve minik kızının yaşadığı banliyöye gidiyor, ona biçilen ya da dayatılan rolü oynuyor.
Bu 'şizofrenik durum' ne kadar sürdürülebilir ki? Suriyeli diğer eşcinsellerle 'Çay ve Konuşma' toplantılarına katılıp olası çözümlerin peşine düşüyor.

'Kimlikler' lütfen!
Berlin'de yaşayan eşcinsel aktivist Mahmut Hassino ise hem mülteci krizine hem de Suriyeli eşcinsellerin meselelerine dikkat çekilmesi amacıyla Malta'da düzenlenecek olan '2016 Mr. Gay World'e bir temsilci göndermek için çabalıyor. Bu temsilciyi de 'Mr. Gay Syria' yarışması sayesinde ortaya çıkarmaya çalışıyor. Hüseyin bu yarışmada, annesine ört bas ettiği cinsel kimliğini hayali bir mektupla açıklayan bir temsil sunuyor. Performansıyla gönüllerde yer ediniyor.
Daha önce 'Don't Tell Us Fairy-tales' ve 'The Fashion Issue' gibi kısa belgesellere imza atan Ayşe Toprak, ilk uzun metrajlı belgeseli 'Mr. Gy Syria'da yukarıda konusunu özetlediğimiz sularda dolaşıyor. Film, bir sınır kapısında Hüseyin'i bize tanıtarak başlıyor, sonrasında altı ay öncesine dönüyor ve bu noktaya nasıl gelindiğinin öyküsünü izliyoruz.
'Mr. Gay Syria', sadece Hüseyin'e odaklanmıyor, denklemin içinde Ömer, Nadir, Mahmut, Ayman, Wissam gibi karakterler de var. Hepsinin ortak çabası tercihlerini açıkça yaşabilecekleri bir hayat düzeninin içinde yer almak, öte yandan mülteci kimliğinin getirdiği zorlukları dünya kamuoyuna bütün gerçekliğiyle hissettirebilmek ve birlikte çözüm yollarının bulunması için uğraş vermek. Bu konuda özellikle Almanya'da nispeten daha rahat koşullarda hayatını sürdüren Mahmut Hassino'nun çabaları dikkat çekici. Çünkü o bir tür köprü görevi üstleniyor.
Gökyüzü herkesindir


'Cinéma vérité' tadı...
Ayşe Toprak bu karakterler ve onların yaşadıklarını aktarırken genel bir porteye de soyunuyor. Mesela filmin bir yerinde eşcinselliğin yasak olduğu coğrafyalardan bahsediliyor, İran ve Suudi Arabistan'da cinsel tercihi bu yönde olan insanların öldürüldüğüne dair vurgu yapılıyor, sonra sıra ister istemez mültecilerin o an yaşadıkları yere, Türkiye'ye geliyor. Hoşgörünün olduğu ama nerde, ne zaman sınırların belirsizleştiği çok da bilinmeyen bu topraklara yani... Mesela 'Mr. Gay Syra', bazı sahnelerinde 'Onur Yürüyüşü'nün yasaklandığı, polisin yürüyenleri dağıttığı, biber gazı attığı anlardan enstantaneler sunuyor. Oysa sistem birkaç yıl önce 'Onur Yürüyüşleri'ne izin veriyordu; yani karar verici mekanizmaların keyfine bağlı her şey. İki üç yıl önce serbest olan bir şey, daha sonra yasak statüsüne girebiliyor.
Toprak 'Mr. Gay Syria'da yabancı bir eleştirmenin de belirttiği gibi 'Cinéma vérité' ('Gerçek sinema') tarzında bir yapıma imza atmış. Kimi bölümleri itibariyle karakterlerin çıkışsızlığını, umut ve umutsuzluğunu, ruh hallerini size de benzer bir hissiyatla yükleyen bir anlatım bu. Toprak'ın çalışması, Antalya'ya alternatif olarak İstanbul'da düzenlenen 'Ulusal Yarışma'da 'SİYAD En İyi Film Ödülü'ne uzanmıştı.
Sinemada gerçek dramlardan hoşlanıyorsanız bu özel belgeseli kaçırmayın derim... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/12.05.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0