Paylaş   
06.05.2018

YENİ BİR ´HESAPLAŞMA´

/

Bizde 'Büyük Hesaplaşma' Türkçe çevirisiyle gösterime giren 'Heat', Michael Mann filmografisi içinde özel bir yere sahip olmasının yanı sıra 'sinema tarihinin suç klasiklerinden biri' namıyla da literatürdeki yerini aldı sanırım. 1995 tarihli yapımda, bir grup banka soyguncusuyla onların peşine düşen polislerin hem kendi aralarındaki kedi-fare oyunu hem de derinlikli çizilmiş karakterlerin özel hayatları perdeye taşınıyor, Mann'ın usta rejisi sayesinde kimi sahnelerde adrenalin dozajı alabildiğine yükseliyor ve ortaya unutulmaz bir yapıt çıkıyordu. Özellikle 'The Godfather. Part II'dan sonra tekrar aynı film çatısı altında bir araya gelen Robert De Niro ve Al Pacino'nun enfes performanslarının yanı sıra heyecan verici alt kadronun görkemiyle de kıvamını bulan film, zamana yenik düşmeyenler kulübünün daimi üyelerindendir.

İyi çizilmiş karakterler

Haftanın yenilerinden 'Suç Takımı' ('Den of Thieves'), elini fazla belli edecek bir biçimde 'Heat'e öykünüyor. 'London Has Fallen'ın senaristlerinden biri olarak tanınan Christian Gudegast'ın ilk uzun metrajlı çalışması olan film, öykünme çabasına soyunurken bunu 'ustalara saygı' tadında yapıyor ve naçizane benim nazarımda sırf bu yanıyla bile sahaya 'sempati' anlamında avantajlı bir biçimde çıkıyor.

'Suç Takımı', tıpkı 'Heat'te olduğu gibi iki cephe üzerine kurulu bir öykü eşliğinde ilerliyor. Bir tarafta polisler, diğer tarafta çoğu geçmişte asker olarak çalışmış soyguncular grubu var. Kamera iki tarafa, aralarındaki ilişkiler ağına, yer yer özel hayatlarına uzanıyor ve nihayetinde Mann'ın yapıtı gibi, finalde yolları kesiştiriyor.

Senaryosunu da Gudegast'ın kaleme aldığı yapımda Los Angeles Polis Teşkilatı'na bağlı çalışan, evliliği çöküş aşamasına girmiş maço bir şefin (laka-
bı 'Big Nick'), ekibiyle birlikte, Ray Merrimen adlı eski bir deniz piyadesinin organize ettiği bir grup banka soyguncusunun peşine düşmesi anlatılıyor. Nick çetenin varlığını, barmenlik yaparken kendine ele veren Donnie Wilson vasıtasıyla keşfediyor. Soygunlarda sürücülük görevini üstlenen Donnie, zoraki 'muhbir' oluyor. Bundan sonrası da zorlu bir takip sürecine dönüşüyor.

Los Angeles'ın kendine özgü suç dünyasında iyi çizilmiş karakterler ve gerçekçi diyaloglar eşliğinde ilerlerken kendince bir toplumsal çürüme tasvirine de soyunan 'Suç Takımı'nda bir anlamda Al Pacino'nun rolünü üstlenen Gerard Butler'la Robert De Niro'nun karakterini tekrar perdeye taşıyor gibi görünen Pablo Schreiber (Liev Schreiber'ın üvey kardeşi kendileri), kayda değer performanslarıyla dikkat çekiyor. Donnie'de Ice Cube'ün oğlu O'Shea Jackson Jr. da gayet iyi (hatta Amerikalı kimi eleştirmenler oyunculuk açısından babasından daha yetenekli olduğunu yazmışlar). Soyguncular cephesinde yer alan Enson Levoux karakterini de Curtis '50 Cent' Jackson'ın canlandırdığını belirtelim.

'Suç Çetesi' elbette saygı gösterisinde bulunduğu 'Heat'in çizgisine erişemiyor (bu noktada Amerikalı bir eleştirmenin görüşünü paylaşayım: "Mann'ın yapıtı gibi şiirsel değil") ama yine de seyircisinde, kendince bir iz bırakıyor. Gudecast'ın filmi için eski usul, hatta demode bir polisiye de denebilir, ki ben bu naftalin kokusunu seviyorum. Eğer siz de seviyorsanız kaçırmayın derim... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/05.05.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0