Paylaş   
02.04.2018

ALEM SANALSA KRAL BENİM

/

Malum, Steven Spielberg 70'lerde (yakın arkadaşı George Lucas'la birlikte) artık bugün birer klasik kabul edilen filmleriyle sinemanın yatağını değiştirirken 'Yedinci Sanat'ı çocuksulaştırmak ve yaşını küçültmekle suçlanmıştı. Daha sonrasında sürekli bu algıyı değiştirmek için uğraştı ve nihayetinde 'Schindler'in Listesi'yle Oscar'a uzanırken, başta Akademi olmak üzere cümle âleme büyüdüğünü de gösteriyordu. 'The BFG'yi dışarıda tutarak son dönemde çektiği 'Savaş Atı', 'Lincoln', 'Casuslar Köprüsü' ve 'The Post'a bakıldığında, bir tür 'tarih yazıcılığı'na soyunduğu görüldü.
Dün itibariyle salonlarımıza uğrayan 'Başlat: Ready Player One' ise Spielberg'ün 'genleri'ne döndüğünü ve 'gelecek zaman'dan seslenirken 'popüler kültür'e derin saygısını ifade ettiğini de gösteriyor.
Ernest Cline'ın 2011 tarihli romanından yazarla birlikte Zak Penn'in kaleme aldığı senaryodan uyarlanan filmin konusu şöyle: Yıl 2045... Dünya adım adım felakete sürüklenirken insanlık bir anlamda huzuru, 'OASIS' adlı sanal âlemin zihinlere kaçış sağlayan ortamına sığınmakta bulmuştur. Sistemin kurucusu James Halliday, ölümünün ardından bıraktığı görüntülü mesajda yönetimi OASIS'te sakladığı dijital yumurtayı bulan kişiye devredeceğini bildirmiştir. Bu hedefe varmak isteyenlerin üç aşamalı bir sınavdan geçmesi gerekmektedir. Teyzesiyle yaşayan yetenekli genç Wade Watts, Parzival adlı 'avatar'ıyla yarışmaya katılır ve dikkatleri üzerinde toplar...

'Başlat: Ready Player One', 'popüler kültür'ün zihinlere ve kitlelere sunduğu imgelerin çok büyük parantez içinde toplamı gibi. Film o kadar geniş bir kulvarda ve göndermeler bütününde ilerliyor ki, uğramadığı istasyon, durak yok adeta... Öyle ki sanal âlemdeki ilk sınavda DeLorean üretimi arabalara, 'Geleceğe Dönüş' hatırlatmalarına, King Kong'a ve (bizatihi Spielberg'ün kendi ürünü olan) 'Jurassic Park'tan T-Rex'e rastlıyoruz. Keza film göndermelerine göz atarsak 'Saturday Night Fever' (ve de tabii ki ünlü Bee Gees klasiği 'Staying' Alive') ve tabii ki 'The Shining' var. Burada bir ara parantez açmam lazım: Ben tabii ki 'Başlat: Ready Player One'da en çok 'The Shining' göndermesine vuruldum. Stephen King'in filmi beğenmemesinden kimi karelerin birer birer tekrarına kadar olan geniş gönderme sekansı, muhteşemdi.
Bitmedi, 'Child's Play'in ana karakteri 'Chuckie', 'The Iron Giant', 'Buckaroo Banzai', Atari oyunları, Rubik Küpü, 'Final Fantasy' derken birçok kuşaktan izleyicinin gönül telini titreten referanslarıyla Spielberg büyük bir kolaja soyunmuş.

'Arif v 216' gibi sanki...

Katılır mısınız bilmem ama, 'Başlat: Ready Player One' bu yapısıyla bana, geçmişin koridorlarında gezinirken şimdiki zamana ve geleceğe de uzanan 'Arif v 216'yı hatırlattı.
Bu tür göndermeler bütünü yapımlar, "Referanslar iyi hoş ama ya filmin kendisi?" sorusuna kapıyı aralar. Spielberg, bu meselenin üstesinden gelmiş, yönetmenin klasik 'naif yanlara' sahip bakış açısını da beraberinde taşıyan 'Başlat: Ready Player One', öyküsüyle sizi kendine bağlayan, görselliğiyle de büyülü bir dünyanın içine atan bir seyirlik olmuş.
Avatarların (Parzival, Art3mis, Aech, Daito ve Sho) önce rekabeti, sonra da dayanışmaları üzerinden gerçek dünyada verilen savaş, Halliday'in eski stajyerlerinden Sorrento'nun 'kötü adam'a dönüşerek sistemi ele geçirme çabası derken 'Spielberg dede', bu kez de bize 'sanal gerçekçilik' âleminde geçen bir masal anlatıyor.

Sonuç? Tye Sheridan, Olivia Cooke, Lena Waithe, Ben Mendelsohn, Mark Rylance ('Casuslar Köprüsü'nde de Spielberg'le çalışan İngiliz aktörün burada canlandırdığı ve Steve Jobs çağrışımı yapan Halliday karakteri, fiziksel açıdan da hafiften 'Wayne's World'deki Garth'ı andırıyor), Simon Pegg gibi oyuncuların sürükledikleri filmi kaçırmayın derim. 70'ler ve de 80'ler nostaljisi de cabası... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/31.03.2018)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0