Paylaş   
04.01.2018

ARİF VE 216

/

Gora gezegeninde yaşadığı macera ile binlerce ışık yılı ileride birçok dost edinen Arif dünyaya dönüp, yaşamını sessiz sedasız sürdürmektedir. Bir gün beklenmeyen misafiri robot 216, Arif´e yeni bir maceranın kapısını aralar. Çok uzaklardan gelen insansı robot 216, gerçek bir insan gibi yaşamak, gerçek bir insan gibi aşık olmak, gerçek bir insan gibi gülmek ve ağlamak istemektedir. Arif için bütün bunlar kolaydır ama, 216 yapay zekalı eski model bir robottan fazlası değildir. Dünya´da gerçek insan gibi yaşaması mümkün müdür? Arif, karar vermek zorundadır; yüzlerce ışık yılı öteden gelen arkadaşının arzularını yerine getirmek için yeni bir maceraya mı atılmalı, yoksa 216´yı geri mi götürmeli...

SEANSLAR


YÖNETMEN:
Kıvanç Baruönü


OYUNCULAR:
Cem Yılmaz
Ozan Güven
Seda Bakan
Zafer Algöz
Özkan Uğur
Çağlar Çorumlu
Özge Özberk
Farah Zeynep Abdullah
Ahu Yağtu
Mert Fırat
Özgür Emre Yıldırım
Can Yılmaz


SENARYO:
Cem Yılmaz


GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:
Jean Paul Seresin


MÜZİK:



YAPIM:
2017, Türkiye


DAĞITIM:
CGV Mars Dağıtım


SÜRE:




FİLMİN SİTESİ:
Web sitesine gidin





Video Galerisi
Yazar
- -
ATİLLA DORSAY (t24.com.tr): ´... Film ´dakka başı bir espri" temposuyla başlıyor. Ve o bilim-kurgu havalarına girip fantastik zırhı giymiş serüvenin aslında son derece ´alaturka´ bir iş olduğunu bize sürekli hatırlatıyor. Arada ´fantastik espriler´ de yaparak... Örneğin Arif, tüm o uzak/uzay serüvenlerinden eşyanın toplandığı dükkanında bir sipariş alıyor: "Sizde ilk aya inen insanın ayak izi var mı?" diye soran..."Evet, var" diyor. Karşısındakinin yanıtı: "Peki, 44 numarası var mı?"... Filmin komedi olarak çok doyurucu olduğunu söyleyemem. Bir yerden sonra tempo düşüyor, tekrarlar başlıyor, espriler seyreliyor. Karakterler yeterince geliştirilemediği gibi, ilişkiler de tökezliyor. Ana kişilerde bile: örneğin Arif´le 216 ya da 216´yla Pembeşeker arasında olup bitenler sanki bir yerde tıkanıp kalıyor. Ya da aslında en sağlam kompozisyonlardan biri olan Zeki Müren bile giderek kıskanç, bencil bir kişiye dönüşüyor. Ve genelde ilk başlardaki kahkahalarımız giderek azalıyor. Keşke film bu kadar uzun (130 dakika kadar) olmasaydı... Sonuç olarak eğlenceli bir film. Ama bence ne üçlemenin en iyisi, ne de Cem Yılmaz güldürüsünün kaymağı...´

ŞENAY AYDEMİR (gazeteduvar.com.tr): ´... Hem komedi hem de nostalji unsurlarının fazlalığı zaman zaman akamete uğratıyor filmin etkisini. Bir duyguyu tam olarak yaşayamadan yeni bir duyguya doğru sürükleniyor seyirci. Dolayısıyla bir önceki sahnedeki duygu tam oturmadan yeni bir durumun içinde bırakılmak yorucu olabiliyor. Bunun, komedi ve dramanın zamanlamalarının farklı olmasının yarattığı bir karmaşa olduğunu düşünüyorum. Komedide seyirciye belirli aralıklarla güleceği bir malzeme sunmanız gerekiyor, aksi halde filme ilgisini kaybetmesi söz konusu. Dramada ise seyircinin yarattığınız duygunun içine girebilmesi ve tam olarak hissedebilmesi için ona biraz zaman tanımasınız. Filmin bu melez hali, zaman zaman iki alanın birbirine girdiği, zamanın bir hızlanıp bir yavaşladığı periyotlar ortaya çıkarıyor. Bunun biraz sersemletici etkisi olduğu kesin. Hikâyeyi ve olay örgüsünü biraz daha sadeleştirip, filmin süresini biraz kısaltarak bu yoğunluk azaltılabilirmiş gibi sanki. Arif v 216, bugünün popüler kültür imgelerini geçmişin popüler kültürünün içinde yeniden harmanlamasıyla bile dikkate değer bir yapım. Bu alanda çalışanlar için önemli verilerle dolu bir kaynak olarak da görülebilir. Kendisi de popüler kültürün güçlü bir parçası olmaya aday bir filmin, popüler kültürün yapısıyla bu kadar oynaması, iki farklı zamanı birbirinin içine geçirmesi; iki dönemin kavramlarını, dilini, estetiğini karşılaştırması/ aynılaştırması üzerine ayrıca kafa yorulması gereken bir durum kanımca.´

CÜNEYT CEBENOYAN (BİRGÜN): ´... Arif v 216´nın yaklaşık ilk 1 saati, çok komik. Yılmaz, komikliğinin zirvesinde, espriler şahane ve her şey çok hızlı akıp gidiyor. Filmin sonrası ağırlaşıyor bir miktar. Espriler azalıyor, entrika, macera şu, bu artıyor. Fakat yine de çok başarılı bir Zeki Müren (Çağlar Çorumlu) taklidi filmi kurtarıyor. Doğrusu, "Arif v 216"nın da libidosunun çok güçlü olduğunu söyleyemeyeceğiz. En fazla 2 robotu elele sahilde koşarken görüyoruz; eski Türk filmlerinde bile ondan fazlası vardı. Cem Yılmaz filmlerinin yüksek prodüksiyon standartları Arif v 216´da da var. Hatta galiba en başarılı prodüksiyon tasarımı bu filmde. Bunun bedeli bir miktar reklama maruz kalmak oluyor ama katlanıyoruz artık. Filmin sonunda Arif´in tiradında dediği gibi... eeee, şey, ne demişti Arif hakikaten yahu?´

NİL KURAL (MİLLİYET): ´... "Arif V 216", Yılmaz´ın ilham kaynaklarından Sadri Alışık´tan Zeki Müren´e, Ajda´dan Ayhan Işık´a iyi fakirler ve kötü zenginlere uzanan birçok bilindik şahıs ve kalıp üzerinden referanslarla dolu bir film. Espriler bunlar üzerinden hızla ve akıcı bir şekilde ilerlerken, "iyi insan olmak"la ilgili melankolik bir tonu da arada kendisini gösteriyor. Oyunculuklar başarılarıyla dikkat çekerken, Cem Yılmaz´ın izleyicisine her zaman vadettiği yüksek yapım şartlarını, dönem atmosferinden kostümlere görüntü yönetiminden setlere bir kez daha görüyoruz´.

OLKAN ÖZYURT (SABAH): ´... Cem Yılmaz senaryosunu yazdığı Arif V 216´da diğer filmlerine göre, anlattığı hikayeyi bütünlüklü bir şekilde öne çıkarıyor. Mizahını da katman katman bu hikayenin üzerine inşa ediyor. Her katmanda farklı bir mizah var. Arif´in o G.O.R.A.´dan bildiğimiz durum komedisi bir katman. İkinci katmansa eskiye özlemle ilgili... Yeşilçam´ın değerlerine saygı ve popüler kültürümüze dair göndermeler, bu kültürden yararlanarak üretilen mizah da başka bir katman...Zeki Müren´i (Çağlar Çorum muhteşem oynuyor) hikayeye karakter olarak dahil etmek, Sadri Alışık´ın (Mert Fırat çok yakışmış) Turist Ömer tiplemesinin ortaya çıkışını oğlu Kerem Alışık´ı kullanarak anlatmak, Ajda Pekkan´ın hiç bilinmeyen bir şarkısını bulup çıkarmak, Barış Manço´nun şarkı sözlerinden, Tarkan´ın starlık personasından espriler üretmek müthiş buluşlar... Hatta yer yer Yılmaz kendi personasıyla bile dalga geçiyor, Ozan Güven ya da eski eşi Ahu Yağtu ile ilişkisinden bile mizah üretecek kadar cesur davranıyor...
Yani işin senaryo kısmında Cem Yılmaz iddia ettiği gibi en iyi ve naçizane en olgun, bütünlüklü işine imza atıyor.´

KEREM AKÇA (POSTA): ´... Tarkan, Mustafa Sandal sesiyle 60´ları coşturan, Zeki Müren taklitçisi Arif Işık, ´rekabet komedisi´ne bir ´90´lar tonu´ da katarak mizahın çeşnisini arttırıyor. Algöz-Yılmaz ikilisi yine harikalar yaratıyor. Ama bu, Yılmaz´ın zaman zaman tekrara kaçmasına, belden aşağı esprilerle kolay yolu seçmesine engel olamıyor. Filmin süresinin iki saati aşmasının hikaye üzerinde olumsuz bir etkisi var. Filmi asıl anlamlandıran, çok yönlü görsel ve sözlü göndermelere uzanan serüven ile ´Yeşilçam´a yapılan nostaljik zaman yolculuğu´... Cem Yılmaz, "Zaman Makinesi 1973"te (2014) ucuzcu Yeşilçam kafasıyla yapılamayanı beceriyor. Fakat ´kör kız klişesini ti´ye alma´ geleneği biraz ´eski´ kalmış. Bu konuda Onur Ünlü´nün "Acı Aşk" (2009), "Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok" (2017) gibi yetkin, kalıcı ve özgün işlerini hatırlatmakla kalıyor. "Arif V 216", günümüzün kargaşa içindeki Türkiye´sini topa tutuyor. Yeşilçam´ın sakin, duyarlı, samimi ve vefalı yıllarında yaşayabilme ihtimalini sevdiriyor. Cem Yılmaz, Sorak´tan sonra Baruönü gibi başarılı bir yönetmeni bulunca projeyi ´Hollywood damarı´yla servis edebiliyor. Aksesuarlar, kostümler ve yapım tasarımı çalışması filmin renkli evrenini inşa ederken, yerli sinemamız oyuncaklarıyla her daim hatırlanacak kahkaha garantili bir sinema karnavalına kavuşuyor.´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... Filmin bakış açısı ve vurguları da kayda değer toplumsal okumalarla dolu. ´G.O.R.A.´ ve ´A.R.O.G.´da Arif, pragmatist, menfaatleri doğrultusunda hareket eden, uyanık, yer yer tatlı, sevimli bir üçkâğıtçı tiplemesiydi. Burada ise aynı karakterin artık duygusallaştığını, kalbiyle hareket ettiğini, romantik bir çizgiye taşındığını görüyoruz. Önceki iki film uzayda ve Yontma Taş Devri´nde geçerken ´Arif v 216´, artık özlemini duyduğumuz, kutuplaşma gibi bir belaya bulaşmamış, iyi insanların sadece sinemada olmadığı bir ülke özleminde dolaşıyor. Yani bir bakıma biz 2017´de, ´Distopya´da yaşıyoruz, 1969´un Türkiye´si ´Ütopya´ olmuş. Aslında ´Arif v 216´nın tarif ettiği adres, çocukluğumuzu, gençliğimizi, masumiyeti aradığımız ve bulduğumuz ´Arzu Film ekolü´ne ait filmlere yakın, sadece tarih olarak birkaç yıl öncesinde geziniyor.
Ya oyunculuklar? Ana karakterleri canlandıran Cem Yılmaz, Ozan Güven, Seda Bakan, Zafer Algöz, Özkan Uğur; hepsi iyiler ama sanırım bu filmin kadrodaki bir adım önce olan ismi Zeki Müren´de izlediğimiz Çağlar Çorumlu. Ben bir de Kerem Alışık´ın, ´rahmetli´ babasını bütün mimikleri ve vücut hareketleriyle canlandırmasını ve ´vedası´nı hem çok beğendim hem de çok hüzünlü buldum.´

MEHMET AÇAR (HABERTÜRK): ´... Eski Yeşilçam filmlerinin görsel dünyasını günümüzün komedi sinemasıyla birleştirme konusunda sağlam bir iş çıkaran Kıvanç Baruönü'nün yönettiği "Arif V 216", bugüne kadar en çok güldüğüm Cem Yılmaz filmi oldu. Hikâyesinin aşırı hafifliği, biraz uzun olması gibi eleştireceğim yanları da var. Ama "delimsirek" havası, hızlı temposu, hiç bitmeyen göndermeleri ve beyazperdede yarattığı Türk usulü popüler kültür füzyonuyla sinema tarihimizde ayrı bir yere sahip olacağını düşünüyorum. İyi komedi filmi, bazen birbiriyle ilgili ilgisiz birçok şeyin yan yana getirilmesidir. Tarkan'ın sesinin Zeki Müren'in kostümleri ve Cem Yılmaz'ın bedeniyle birleştiği sahnelerde olduğu gibi... Son olarak, filmin mizahının daha çok 30 yaş üstüne hitap ettiğini ve Türkiye gişelerinde başarılı olan komedi anlayışıyla pek ilgisi olmadığını da belirtelim.´
Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0
125
0