Paylaş   
07.10.2017

SENİ GİDİ ´GÖNÜLÇELEN´

/

Edebiyat dünyasının en gizemli kalemlerinden biriydi Jerome David Salinger. 'Çavdar Tarlasındaki Asi' ('Rebel in the Rye'), bu gizemin az çok bilinen kısmını seyirciyle paylaşıyor. Aktör-senarist Danny Strong'un ilk uzun metrajlı çalışması olan film, yazarın gençlik yıllarında start alıyor ve şöhrete kavuştuğu, peşi sıra kabuğuna çekildiği döneme kadar takibini sürdürüyor.
Önce özet diyelim: Edebiyat evreninde sesini bulmaya çalışan J. D. Salinger, çok geçmeden bir yol göstericiye kavuşur. Bu kişi Story dergisinin de editörlüğünü yapan Whit Burnett'tir. Genç yazar, Burnett'in Columbia Üniversitesi'ndeki kurslara katılır. Buradaki asıl mesele derslerden çok Salinger'ın Burnett'le olan çoğu didişmeye, çekişmeye dayalı ve sürekli birbirlerine karşı iğnelemelerle dolu ilişkisidir. Bu alışveriş genç yeteneği geliştirir, rotasını çizmesine yardımcı olur. Lakin savaş, bütün dünyada kapıyı çalmıştır.

Yolu yazı-çiziden geçen herkese
Yarattığı karakter Holden Caulfield'ın yaşadıkları ortamın sertliği içinde fazla naif bulunur. Salinger ise cepheye yollanır, hatta ünlü ´Normandiya Çıkarması'na katılır. Nihayetinde o, cehennemi ortamdan hayatta kalanlar arasındadır. Dönüşte psikolojisi ve yazma evreni değişmiştir, artık bambaşka bir ruhla geçecektir daktilonun karşısına...
'Çavdar Tarlasındaki Asi', son derece etkili bir girişin ardından kendisini daha çok televizyon filmi sınırlarına çekiyor. Bu, belki de Strong'un yönetmenlik kariyerindeki tek işin bir TV dizisi olmasından kaynaklanıyor, bilemiyorum ama ben yine de bu filmin yazı-çizi işinde uğraşanlar için çok kıymetli malzeme sunduğu kanaatindeyim. 'Çavdar Tarlasındaki Asi' bence özellikle artık 'editörlük' kurumundan nasibini almadan yollarını çizen, kendi yeteneklerine güvenmekten öte büyük bir kibirle fazlasıyla inanan, hayatı, izledikleri filmleri, okudukları kitapları (ki yazıp çizdiklerine bakılırsa okuduklarına dair pek bir emare de bulamıyoruz) "Sevdim, sevmedim, bayıldım, felaket, olmuş, olmamış" gibi yargılarla değerlendiren ve ifade hazineleri '140 karakter' ve biraz üstüyle sınırlı herkesi, ayna önüne davet ediyor.
Oyunculuklara gelince: 'About a Boy'un minik Marcus'u, 'Mad Max: Fury Road'un Nux'ı, 'Equals'ın Silas'ı Nicholas Hoult, gayet inandırıcı bir Salinger portresi çiziyor. Kevin Spacey de Salinger'ın akıl hocası Burnett'te -çoğu kez olduğu gibi- olağanüstü.
Sonuç? Dünyanın en çok okunan yapıtlarından 'Gönülçelen-Çavdar Tarlasında Çocuklar'ın yazarı J. D. Salinger'ın hayat öyküsünü, başta yolu yazıdan geçenler olmak üzere herkese tavsiye ederim. UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/07.10.2017)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0