Paylaş   
23.09.2017

BUNLAR DA ´KRALLARININ AJANI´

/

Her ne kadar son dönem örnekleri yer yer güncel politik göndermeler ya da psikolojik derinlikler içerse de James Bond 'Soğuk Savaş dönemi' ürünüdür ve daha da ötesi, Britanya'nın eski sömürgeci kimliğinin yadigârıdır. Bu geçmiş onu aslında demode bir figüre dönüştürmüştür; çünkü halihazırda yaşanılan dünyanın jandarmasının Amerika olduğu bir denklemde, bir MI6 ajanı olsa olsa nostaljik bir esintidir. İngilizler de bu durumun farkındadır, Bond'a saygıda kusur etmeseler de ajan filmlerinin parodisine sık sık soyunurlar. Bu tavır da temelde, 'Taklitler aslını yaşatır'a hizmet eder. Sadece Bond'u, MI6'i değil, İngiliz geleneklerini de...

2015'te izlediğimiz 'Kingsman: Gizli Servis', yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız meselelerin komedi formatındaki ifadesiydi. Film beğenildi, şimdi ikincisi, 'Kingsman: Altın Çember' ('Kingsman: The Golden Circle') huzurlarımızda... İlki gibi Matthew Vaughn

('Layer Cake', 'Kick-Ass', 'X-Men: First Class') imzasını taşıyan yapım, kökleri 1800'lere dayanan küçük çaplı ajanlık müessesesi 'Kingsman'in genç kuşak üyesi Eggsy'nin ön planda olduğu bir maceraya yelken açıyor. Tıpkı ilk filmde olduğu gibi yollar Kentucky'ye uzanıyor ve örgüt, 'Yeni Dünya'da viski üreticisi görünümlü akrabaları niteliğindeki bir oluşumla (ismi 'Statesman') işbirliğine giriyor.

'Uyuşturucu baronesi'

'Gizli Servis'in 'kötü'sü teknoloji milyarderi Valentine'dı ve SIM kartlar vasıtasıyla insanlığı ele geçirmek istiyordu. 'Altın Çember'in 'kötü'sü ise 50'li yıllar nostaljisiyle yanıp tutuşan uyuşturucu baronesi Poppy Adams. Onun dünyayı ele geçirme projesi ise dağıttığı malları kullananları, akli melekelerini kaybetme noktasına getirmek, bu yolla da ABD Başkanı'nı tehdit ederek uyuşturucu satışını serbest bıraktırmak ve yasal bir ekonomik pazarın yolunu açtırmak...

'Altın Çember' kuşkusuz eklektik bir yapının eseri. Mesela son dönemin popüler sinema malzemesi olan 'Uyuşturucu karteli' konusuna uğruyor, Donald Trump'la değişen başkanlık profiline de dokunduruyor. Ama ana eksenini, yani 'Ajan filmleri parodisi' olma vasfını kaybetmiyor. Vaughn iyi bir yapımcı ve yönetmen olduğu kadar iyi bir senarist aynı zamanda. 'Kick-Ass'in yaratıcıları Mark Millar ve Dave Gibsons'ın bir başka çizgi romanının uyarlaması olan 'Kingsman'in bu ikinci sinemasal serüveninde metni Jane Goldman'la birlikte gayet iyi toparlamış. Gerçi filmin süresi bence fazla uzun ve yer yer sarkıyor ama yine de dağılan parçalar toplanıyor.

'True Grit'teki John Wayne gibi...

Eggsy'nin eski eğitmeni Harry Hart'ın dönüşü, sevgilisi Prenses Tilde'yle ilişkileri, 'Bridget Jones 3'vari 'Glastonbury Festivali' bölümü, metalik kollar, köpekler, İtalya'da 'A View to a Kill'e göndermede bulunan teleferik sahneleri, Amerikalı ajanlar Champ, Tequila ve Whiskey vs. derken izlenmesi zevkli bir film olmuş 'Altın Çember'.

Kadroya gelince: İlk filmden Taron Egerton, Colin Firth (gözündeki bantla 'True Grit'teki John Wayne'i haırlatıyor) ve Mark Strong yerlerini korumuş, Michael Caine 'koltuğunu' Michael Gambon'a bırakmış; Julianne Moore, Jeff Bridges, Halle Berry, Channing Tatum ve Pedro Pascal yeni yüzler olmuş.

Sonuç? 'Kingman' serisinin bu ikinci adımı belki ilki kadar çekici, göndermeleri açısından da sofistike değil ama yine de ilgiye değer. Trump dokundurmaları ve Elton John'ın kaçırılması esprisi ise bence filmin en güzel yanlarıydı... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/23.09.2017)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0