Paylaş   
15.09.2017

15 EYLÜL 2017

/

Sekiz filmlik yeni haftanın dördü yerli yapım. İçinizde yaşayan sinemadan çıkmış insanın elini sakın ha bırakmayın! Herkese iyi seyirler.


O

-Korkmaktır en korkuncu!-

Stephen King'in ilk olarak 1986'da yayınladığı aynı adlı ünlü romanından beyazperde için uyarlanan yapımı -ki aynı roman 1990'da üç saat on iki dakikalık aynı adlı mini TV serisi olarak uyarlanmıştı- 2013 tarihli 'duygusal' korku-gerilim 'Mama' ile tanıdığımız Arjantin asıllı Andy Muschietti yönetmiş.

King'in ana vatanı Maine'in, küçük ve büyümenin bazın anlar sıkıcı bir hal aldığı kasabası Derry'deyiz. Küçük çocukların kaybolmasıyla ortaya çıkan gizemli dehşet ve tarihsel kabusu aydınlatmak için bir araya gelen yedi yakın arkadaşın karanlıkla mücadelesi izlediğimiz. Yedi çocuk, kendilerine şeytani bir palyaço olarak 'görünen' Pennywise'ın dehşetinden korunmak için 'korkmamak' mecburiyetindedirler. Kanalizasyon mazgallarının altındaki dehlizlerde yaşayan, kendini kimi zaman kâbuslarda, kimi zaman da gerçek hayatta gösteren bir yaratık olan ve bilinçaltında yatan herhangi bir 'korkunun' şekline hemen bürünebilen Pennywise, insanları kolaylıkla kendi karanlık dünyasına çekebilmektedir.

Taşra kasabasında çocuk olmak, ebeveynlerin karanlığında büyüme zorunluluğu, ilk aşk, üçlü aşk, dostluğun anlamı, dayanışma, fedakarlık, derinlerde yatan ve her an bizimle olan korkularımız. Stephen King, bir korku toplumu olan ABD'nin röntgenini çekmiş ürkütücü romanında. Odakta çocukların olduğuna bakıp, aldanmayın! Ne öykü, ne de Muschietti'nin yeni uyarlaması; çocuklar için! Film, yetişkinlere sesleniyor özellikle. Sokaklarından korku pompalanan 'derin' taşra gerçekleri, evlerin 'ürkütücü' içi! Aile-arkadaş-dost kavramları. Sorunlu çocuklar ve onların hastalıklı ebeveynleri. Bu korkunç tablodan beslenen şeytani yaratık Pennywise ve bütün bir seksenler ruhu.

Usta İsveçli aktör Stellan Skarsgård'ın küçük oğlu Bill Skarsgård'ın şeytani Palyaço 'Pennywise'ı canlandırdığı filmin diğer yedi ana karakteri, birbirinden yetenekli yedi genç oyuncu. Özellikle Jaeden Lieberher, Jack Dylan Glazer, Jeremy Ray Taylor ve gencecik birer Sylvia Kristel ve Jane Fonda görünümündeki başarılı aktris Sophia Lillis çok iyiler. Bu gençlerin adını gelecekte sıklıkla duyacağımız kesin! Başarılı filmin artıları arasında, görüntü yönetimi ve seksenleri yeniden yaratan sanat yönetimi, dolayısıyla yapım tasarımına da dikkat çekmek gerek! 'Oldboy / İhtiyar Delikanlı', 'Stoker / Lanetli Kan', 'Ah-ga-ssi / Hizmetçi' filmlerinin başarılı görüntü yönetmeni Güney Koreli Chung-hoon Chung ve yapım tasarımcısı Claude Paré özellikle döktürmüşler.

İki bölüm halinde yansıyacak perdeye 'It / O'. İkinci bölüm, yakında salonlara gelecek sanırım. Filmin ülkesindeki başarılı gişesi, beklentiyi geciktirmez. İkinci bölümde yedi genç arkadaşın, yetişkin halleriyle 'Pennywise'a, yani korkunun ta kendisine karşı verdikleri yeni mücadeleye tanık olacağız. Bu arada, Bill, Ben ve Beverly arasında yaşanan üçlü aşk ilişkisinde üçüncü şahıs olarak kalan 'Ben'in, Beverly'ye yazdığı o şiir yok mu? Filmin duygusal tonu da dikkat çekici elbet! (3,5 / 5)


SUİKASTÇI

-Ajan doğulmaz, olunur!

Başrolünü genç aktör Dylan O'Brien'in üstlendiği aksiyon, 'Kill The Messenger' filmiyle tanınan Michael Cuesta imzalı. Gerilim katkılı hareketli film, Vince Flynn'ın çok satan aynı adlı romanından uyarlanmış perdeye.

Kendi halinde bir genç adam olan Mitch Rapp'ın hayatı, nişanlısına evlenme teklifi yaptığı tatil sırasında alt üst olur. Bir terör eylemi sonucu sevdiği kadını kaybedip, yaralanan genç adam, kendine yeni bir kariyer planı çizer: Terörle mücadele etmek için acımasız bir suikastçi olmak. CIA' nin takibindeki Mitch, haber alma teşkilatından gelen teklife evet deyip, kendini kuralsız ve acımasız bir dünyanın tam ortasında bulur.

Teröristlerle mücadele eden saha ajanı Mitch Rapp'ın öyküsü, inandırıcılıktan oldukça uzak. Plajdan çıkıp, bir buçuk yıl içinde gözü pek bir ajana dönüşen genç adamın hikayesi, oldukça büyük anlamsızlıklar, boşluklar, ayakları yere basmayan oluşlar içeriyor. Patlayan nükleer bomba, sadece denizin ortasında dalga yaratıyor ve altıncı filonun camlarını çatlatıyor. Bu senaryonun en masum parçası. Gerisini siz düşünün. Türkiye'de geçen fakat Malta'da çekilen sahnelerin, tanıtımımıza artı değer katacağı ise söylenemez.

Aşırı milliyetçi, militarist ve tutucu bu ticari işin, Pentagon ve CIA tarafından finanse edilip alkışlandığını söylemek, abesle iştigal ve komplo teorici bir yaklaşım olmaz sanırım. Usta oyuncu Michael Keaton, kariyerini zedelemek uğruna, tamamen duygusal nedenlerle yer almış aksiyonda belli ki! Sanaa Lathan, Taylor Kitsch ve İran'da dünyaya gelip, Türkiye ve Kanada'da büyümüş aktris Shiva Negar, oyuncu kadrosunun öne çıkan diğer isimleri. Kötücül bir söyleme sahip olmasının yanında sinema olarak da fazla bir şey vaat etmiyor vasat altı aksiyon (1 / 5)

'Train de vie / Hayat Treni' adlı bol ödüllü savaş dramıyla tanınan Romanyalı yönetmen Radu Mihaileanu imzalı yine savaş döneminde geçen romantik dram 'The History of Love / Aşk Notları', Belçika-Fransa ortak yapımı animasyon The Son of Bigfoot / Kocaayak ve Oğlu' ile birlikte dört yerli yapım; yönetmenliğini Burak Donay'ın üstlendiği 'Korkacak Bi' Şey Yok', başrolünde Cemal Hünal'ı izleyeceğimiz gizemli macera 'Benzersiz', yönetmenliğini Sedat Ergen'in üstlendiği 'Örümcek' ile başrolünde Kenan Ece'nin yer aldığı, Orçun Benli imzalı komedi macera 'Ver Kaç', haftanın notlarımız arasında yer alamayan diğer yenileri. Tekrar iyi seyirler! MURAT ERŞAHİN

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0