Paylaş   
16.08.2017

SON PORTRE

/

FINAL PORTRAIT

Ünlü sanatçı Alberto Giacometti, Paris'te Amerikalı yazar James Lord'a rastlar ve çok enteresan bir yüzü olduğu için bir portresini çizmek için ısrar eder. Yapacağı tablo, sonuçta yalnızca birkaç gününü alacaktır. Teklif karşısında Lord'un gururu okşanır ancak günler haftalara, haftalar aylara eklenip de portrenin bitişine dair tünelin ucunda bir ışık görünmediğinde Lord, tüm yaşamına el konulduğunu fark eder.

SEANSLAR


YÖNETMEN:
Stanley Tucci


OYUNCULAR:
Geoffrey Rush
Armie Hammer
Clémence Poésy
Tony Shalhoub
James Faulkner


SENARYO:
Stanley Tucci


GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ:
Danny Cohen


MÜZİK:



YAPIM:
2017, İngiltere


DAĞITIM:
Başka Sinema


SÜRE:
90 dakika



FİLMİN SİTESİ:
Web sitesine gidin





Video Galerisi
Yazar
- -
MEHMET AÇAR (HABERTÜRK): ´... Senaryoyu James Lord´un "A Giacometti Portrait" (1965) adlı kitabını temel alarak yazan yönetmen Stanley Tucci, Giacometti´nin eşi Annette (Sylvie Testud) ve sevgilisi Caroline (Clemence Poesy) ile ilişkilerine de geniş bir yer ayırıyor. Ama "sanatçı filmlerinin klişeleri" nden izler taşıyan bu özel hayat bölümlerinin filme renk getirmek dışında bir katkısı olduğunu söylemek zor. Film kendine özgü havasını, Giacometti´nin çalışmasına tanık olduğumuz bölümlerde buluyor. Zaten filmin büyük bölümü atölyede geçiyor. Yönetmen Tucci birkaç sahnede dikkatimizi ısrarla, Giacometti´nin Lord´un yüzünde gördükleriyle bizim gördüklerimiz arasındaki o muazzam farka çekiyor. Giacometti´nin portreye iki basit fırça darbesiyle başlamasına anlam veremediğimiz gibi, resmi neden günler boyunca bitiremediğini de anlayamıyoruz. Tuhaf olan, resmin bitip bitmediğine bizim de karar veremiyor olmamız... Açıkçası "Son Portre"den sonra Giacometti´nin eserlerine yeni bir gözle bakmak mümkün. Geoffrey Rush´ın mükemmel bir Giacometti yorumuyla karşımıza geldiği filmde Armie Hammer ve sanatçının kardeşi Diego´da Tony Shalhaub da başarılı performanslar çıkarıyorlar. Tucci´nin, sadece oyuncu yönetimiyle değil, hareketli kamera kullanımı ve kadraj düzenlemelerindeki özeniyle de öne çıkan bir yönetmenlik sergilediğini belirtelim. Özellikle kadrajlar, bir sanatçı filmine yakışır güzellikte...´

UĞUR VARDAN (HÜRRİYET): ´... Tucci´nin filmi aslında Lord´dan ziyade Giacometti´nin portresine soyunuyor. Her daim dalgın, kayıtsız, hep kafasında başka şeyler varmış hissi yayan görüntüsü, paraya pula önem vermeyen kişiliği (eserlerine karşı galerilerden aldığı tomarlarca frankı, evin hangi köşesine saklayacağını bile kestiremiyor), yaptığı işe odaklanmadaki zorluğu ama aniden içinden çıkan cevher vs. derken ´Son Portre´, derdini anlatan bir film olmuş. Üstelik sadece ana karakterini değil, yakın çevresini ve de Paris´i de güzel ´resmetmiş´. Giacometti´yi büyük bir ustalıkla perdeye taşıyan Geoffrey Rush´ın ışıltılı bir performans ortaya koyduğu ´Son Portre´de Amerikalı yazar James Lord´u da son dönemin yükselen ismi Armie Hammer canlandırmış. Tucci, vakti zamanında Jean-Paul Sartre ve Jean Genet´nin ´Varoluşçu sanatçı´ olarak nitelendirdiği Giacometti´yi sinema yoluyla hatırlatarak bence işlevsel de bir işe imza atmış. Öte yandan ayrı zamanlarda rastlasak da belki fark etmezdi ama ´Manifesto´nun üzerine böylesi bir filmi izlemek daha bir keyif veriyor kanaatindeyim.´

NİL KURAL (MİLLİYET): ´... Az mekanda geçen filmin sırtını yasladığı alanların başında ünlü karakter oyuncusu Geoffrey Rush´ın Giacometti rolündeki performansı geliyor. Armie Hammer´ın canlandırdığı Lord´un gözlemci konumuna tezatla alabildiğine "yüksek bir tondan" canlandırdığı Giacometti, filmin belkemiğini oluşturuyor. Dönemin Paris´inin sanat alanındaki hareketliliğini de gözler önüne seren film, sanatçı ve yaratım sancıları konusuna en özgün halkayı katmıyor. Ancak iyi zaman geçirmeyi sağlayan, oyunculuklarından diyaloglarına işleyen, komedi yönü ağır basan bir film ve bu meziyetleriyle ilgiyi hak ediyor.´

ŞENAY AYDEMİR (gazeteduvar.com.tr): ´... Filmin geçtiği dönemin ve kentin (Paris) dış dünyasına kapalı olması dikkat çekici yanlarında. Bu 60´lı yılların ortası gibi oldukça hareketli bir dönemin filmin kahramanları üzerinde nasıl bir etki yarattığına dair fikir edinmemizin önüne geçiyor bir yandan. Karakterleri daha çok stüdyo ve restoran/barlarda görüyoruz. Ancak buradaki sohbetlerde de kişisel meseleler öne çıkıyor. Giacometti´nin hem karısı hem de metresiyle kurduğu ilişkiler, kendi döneminin ressamlarına dair söyledikleri vs. Bu durum bir yandan karakterlerin hangi toplumsal konuşlar içinde olduklarını, Giacometti´nin kendisini böylesine soyutlamasının ´dışarıdaki´ etkilerini görmemizin önüne geçiyor. Ancak öte yandan da aynı tercih nedeniyle kendisi dışındaki dünyayı fazla önemsemeyen, kendi eserine ve dünyasına odaklanmış ve başkasıyla değil kendisiyle rekabet eden bir yaratıcıyı yakından tanıma olanağı da sunuyor. Geoffrey Rush´ın Giacometti´ye hayat verdiği filmde James Lord´ta Armie Hammer, Diego´da Tony Shalhoub ona başarıyla eşlik ediyor. Filmin iki kadın karakterine hayat veren Clémence Poésy ve Sylvie Testud´u anmadan geçmeyelim. "Son Portre" haftanın en iyi seçeneği olmasının yanı sıra, sanatla, sanat tarihiyle ve her türden yaratıcı süreçlerle ilgilenen sinemaseverler için biçilmiş kaftan.´


Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0