Paylaş   
28.05.2017

KAPTAN, KAPTAN´IN KURDUDUR...

/

Korsan filmleri' Hollywood'un 'Altın çağları'ndaki en gözde türdü belki de. Dönemin yıldızları Douglas Fairbanks ve Errol Flynn'ın başrollerinde göründüğü yapımlar peşi sıra vizyona girerken seyirci, sinema denen büyünün zevkini bu bol kılıç şakırtıları eşliğindeki öykülerle çıkartıyordu. Ama iş 'Modern zamanlar'a gelince ne korsanlara ne de kanca atacakları gemilere hayat hakkı vardı. Birkaç adım gişede hüsrana uğrayınca tür rafa kaldırılmıştı.
2003 tarihli 'Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti' bu açıdan önemli bir virajdı. Türü ayağa kaldırmış, yeni kuşakları adeta geçmişin karakterleri ve ruhuyla buluşturmuş ama öte yandan da gereksizce uzayan bir serinin kapısını aralamıştı.
Naçizane, ilk filme ilişkin eleştiri yazımda da altını çizmiştim: Bu serinin öncelikli teması 'arayış'. Başta ana karakter 'Kaptan Jack Sparrow' olmak üzere herkes bir şeyler arıyor. Kimi eski gemisini, kimi köklerini, kimi gönüldaşını... Bu tema bu haftadan itibaren salonlarımıza uğrayan son hamlede, yani 'Karayip Korsanları: Salazar'ın İntikamı'nda da (meraklısına ara bir not; filmin ismindeki takı ABD'de 'Dead Men Tell No Tales', diğer ülkelerde ise 'Salazar's Revenge') kendisini gösteriyor. Genç denizci Henry Turner, babası Will Turner'ı tekrar hayata getirmenin, 'Kaptan Salazar hayalet konumundan insan konumuna geçmenin ve bu işe neden olan 'Kaptan Sparrow'u öldürmenin, yeni karakterlerden Carina Symth de elindeki günlük eşliğinde yıldızların izini sürmenin ve de efsanevi (bir tür Hz. Musa'nın asası görevi gören) 'Üç Uçlu Mızrak'ı bulmanın yollarını arıyor...
Hikâyesine eski ekipten Terry Rossio'nun da katkıda bulunduğu bu beşinci adımın senaryosunu Jeff Nathanson (daha önceki işleri arasında 'Hız Tuzağı 2', 'Sıkıysa Yakala', 'Terminal' gibi yapımlar var) kaleme almış. 'Salazar'ın İntikamı', tıpkı serinin bir önceki filmi olan 'Gizemli Denizlerde' gibi açılıyor. Yani (bir banka soygunu sekansı üzerinden) full aksiyon, yani kaçıp kovalamaca... Bu bölümde bir yandan da genç karakterler; Henry Turner ve Carina Symth'i tanırken aslında onların öykünün yeni Orlando Bloom ve Keira Knightley'leri olduklarını da fark ediyoruz. 'Şeytan Üçgeni'nde (bir nevi 'Bermuda') yaşayan Kaptan Salazar'ın da öykünün kötüsü olduğunu...


Kötülere yer var da Salazar fazla karikatürize...
Seride ilk üç filmi Gore Verbinski çekmiş, dördüncü hamlede ise Rob Marshall devreye girmişti. Beşinci adımın yönetmen koltuğunda 'Kon-Tiki' filmi ve 'Marco Polo' dizisiyle tanınan Joachim Ronning ve Espen Sandberg oturmuş. Norveçli ikili, bol bol bilgisayar efektlerine başvurulmuş, kolayca izlenen ve akıp giden bir filme imza atmışlar. Serinin klişelerine riayet eden senaryo da gayet esprili ve şen şakrak. Oyunculuklar deseniz, bu cephe de durumu kurtarıyor. Johnny Depp, 'Kaptan Sparrow'da zaten otomatiğe bağlamış gibi oynuyor. Geoffrey Rush, 'Kaptan Barbossa'da (çoğu zaman olduğu gibi) filmin en iyisi. Javier Bardem, 'İhtiyarlara Yer Yok'la girdiği 'Kötüler koridoru'nda 'Skyfall'la daha ileri noktalara uzanmıştı, Ama 'Kaptan Salazar'da fazla karikatürize ve derinliksiz görünüyor ("Ne yapsın, karakteri hayalet" derseniz, kabulümdür). Carina ve Henry'de karşımıza gelen Kaya Scodelario ve Brenton Thwaites, 'genç yetenekler' kadrosunun ışıltılı isimleri gibi duruyorlar.
Sonuç? Serinin ilk filmi gayet parlaktı ama sanki sonraki adımlar (özellikle ikincisi) zorlamaydı. 'Salazar'ın İntikamı' ışıltılı değil ama izlenmeye değer. Bir de sanki öyküsü itibariyle her şeyi sıfırlıyor ve baştan tanımlıyor. Yani bundan sonra tahtaya yine önce Sparrow adı yazılacak ama kadro gençlerden oluşacak gibi.
Not: Sparrow karakterinin vücut dilinin ilham kaynağı olan Keith Richards, serinin iki filminde 'Kaptan Teague' olarak huzurlarımıza gelmişti. 'Salazar'ın İntikamı'nda da Paul McCartney 'Uncle Jack'te şöyle bir görünüp geçiyor... UĞUR VARDAN (HÜRRİYET/27.05.2017)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

115
0
139
0
120
0
162
0
151
0
121
0
122
0
128
0
164
0