Paylaş   
06.09.2015

MÜZİK HAFIZASININ YILMAZ ŞÖVALYELERİ

/

Işık ve Ferruh Gençer çifti 29 yıl önce kurdu Pan Yayınları'nı. Hedefleri yalnızca müzik kitapları satmaktı. Bir süre ceplerinden harcayıp, bu kitapları satmakta inat ettiler. Kimsenin okumadığını fark edince ayakta kalmak için farklı kitaplar basmaya başladılar. Tabii yine nitelikli işler... Pan'ın şimdi yeni bir heyecanı var: Küçük bir daire kiralayan Gençer çifti burada bir müzik kütüphanesi kurdu. Masraflar yine cepten... İdealist yayıncılığın Türkiye'deki en iyi örneği olan yayınevinin sahipleriyle hayranlık uyandıran çabalarını konuştuk.

- Müziğe ilginiz yayıncılıkla mı sınırlı? İcra da var mı?

Işık Gençer: Sadece yayıncılık yapıyoruz. İkimiz de icracı değiliz.

Ana çalışma alanınız müzik kitapları. Türkiye'deki okur kitlesi düşünülünce 30 yıl ayakta kalmanız mucize gibi. Bunu nasıl başardınız?

Ferruh Gençer: 4-5 sene müzikte inat ettik. Bir süre umudumuzu yitirmedik ama sonra insanların müzik kitaplarıyla ilgilenmediğini fark ettik ve başka alanlarda yayın yapmaya karar verdik. Başta Murat Bardakçı'nın Son Osmanlılar'ını bastık. Sofie'nin Dünyası şans eseri ise bize geldi. O bestseller olduğu için bizi çok destekledi. Sonra aynı yazarın diğer kitaplarını da bastık. Felsefe, çocuk kitapları, bilim serisi... Şimdi müzik kitapları listemizin yüzde 60'ını oluşturuyor.

- İlk beş yıl peki? O dönemde çok zorlandınız mı?

F.G.: Evet. Işık, o dönemde çocuğumuzu büyütmekle meşguldü. Ben de bir şirkette mühendis olarak çalışıyordum.

I.G.: Ben çocuğumu burada büyüttüm.

İKİ MİRAS KÜTÜPHANE

- Kütüphane ne zaman kuruldu?

I.G.: Kütüphane daha çok yeni. Rahmetli babam Uğur Tabar'ın bir müzik kütüphanesi vardı. Aslen inşaat mühendisiydi ama ses sistemiyle uğraşırdı. Türk musikisinin ses sistemi hala herkesin hemfikir olduğu bir sistem değil. Babam da kendince bu ses sisteminin matematiğini yapmaya çalışıyordu. Benim müziğe ilgim de oradan geliyor. Babam vefat ettikten sonra onun müzik kütüphanesini değerlendirelim istedik. Yazarlarımızdan Romen asıllı Amerikalı müzikolog Eugenia Popescu-Judetz de vefat etti ve kütüphanesini bize miras bıraktı. Bizim de zaten yeterince müzik kitabımız vardı. Bunların hepsini bir kütüphanede birleştirdik. Önce bir yardım aradık. Kültür Bakanlığı ya da belediyeler bize belli bir kirayla yer gösterir diye... Baktık ki öyle bir şey olmayacak. Bir daire kiralayarak kütüphaneyi kurduk. Katologlanması sürüyor ama birçok öğrenci de gelip çalışıyor şu an. Özellikle OMAR'ın (Osmanlı Musiki Araştırma Merkezi) ve Yıldız Üniversitesi'nin öğrencileri çok geliyor.

F.G.: Biz daha önceden de öğrencilerden, akademisyenlerden satışta olmayan kitapları merak edenler olduğunda 'Burada buyur otur, çalış' diyorduk.

- Kirasını nasıl karşılıyorsunuz?

F.G.: İnsanlardan kitap okudukları için para alamayız.

I.G.: Masraflarımızı karşılamak için kurslar düzenlemeye başladık. Yaratıcı Yazarlık, Çocuklar İçin Felsefe ve Ney Atölyesi devam ediyor. Mitoloji Atölyesi'ne başlayacağız şimdi. Çok başındayız henüz. Başarılı olursak kursların gelirini kütüphane için kullanmak istiyoruz.

- Hangi yaş grupları için bu atölyeler?

I.G: 7 yaşından 60 yaşına kadar... Felsefe öğretmenimiz Nuran Direk, gençler ve çocuklar için edebi metinleri anlama üzerine 'Eleştirel Düşünme' atölyesi yapıyor. Mesela Küçük Prens'i okumak yetmiyor, onu anlaması lazım çocuğun. Şu anda gençler 300 kelimeyle konuşuyor biliyorsunuz... Bütün mesele çocukların düşünmelerini geliştirmek. Ama yaratıcı yazarlık kursuna gelenler arasında 60 yaşında da vardı, üniversite öğrencisi de.

F.G.: Roman, öykü yazan ama tekniklerini çok bilmeyen hevesli, ortaya çıkamayan insanlar geldi. Çoğunlukla kadın katılımcılar vardı. Her kursa kadınlar geliyor zaten. Sadece Ney Kursu'nda var erkek.

CAZ MÜZİĞİNDE AKOR ÇILGINLIĞI

- Burası müzikseverler için bir merkez mi olacak?

I.G.: Pan zaten bir merkez. Kitapçıların, kitaplarımızı satmamak için bir gerekçeleri olduğunu fark ettiğimizde bu dükkânı açmaya karar verdik. Dükkân çok fazla satışı olan bir yer değil. Ama iddiamız şu: Ne kadar müzik kitabı varsa biz hepsini bir arada bulunduruyoruz. Çünkü müzik kitapları büyük kitapçılarda 'Hobi' başlığı altında ve çok az miktarda bulunuyor.'Satmıyor' diyorlar, 'Raf ömrü var...' diyorlar.

- Müzik okuryazarlığı dünyada nasıl?

F.G.: Orta şekerli.

- Türkiye'ye haksızlık etmeyelim o zaman...

I.G.: Yok, edelim.

F.G.: Özellikle Avrupa'da sırf bizim gibi müzik kitabı satan bir yığın yer var; hem büyük şehirlerde hem kasabalarda. Bazıları enstrüman ve kitap satıyor ama var yani.

I.G.: Mesela Müzik Atlası kitabı. (Ulrich Michels, dtv-Atlas zur Musik, Almanya) Bu kitabın ilk baskısı 1977'de yapılmış, 1984'te 210 bin adet kitap basılmış. Bunun şimdi Türkçesi basıldı, bakalım kaç satacak?

- Sizin en çok satan müzik kitabınız hangisi?

I.G.: Nail Yavuzoğlu Caz Müziğinde Akor Dizileri.

F.G.: 8 bin oldu. Mucize gibi.

BU KİTAPLARI KİM OKUYOR?

- Sebebi nedir sizce?

F.G.: Ben bilmiyorum, Nail de bilmiyor sebebini.

I.G.: Çok şaşırdığımız bir kitap da Yan Flüt Metodu. Gülşen Tatu çok önemli bir flütçü. Kitabını yayımladık. Çok satmaz diye düşünüyorduk. Zaten yayımladığımız kitaplar genellikle bin tanenin içinde kaldı. Yan Flüt Metodu 3 bin tane sattı. Yani bugün Türkiye'de yan flüt çalan 3 bin kişi var. Bu gerçekten çok ilginç.

- Hangi şehirlere gittiğini biliyor musunuz? Mesela Rize'de yan flüt çılgınlığından söz edebilir miyiz?

I.G.: Hayır, Türkiye'nin neresine gittiğini bilmiyoruz kitapların. Ama örneğin Urfa'dan arayan olmuştu. Aslında çok meraklı insanlar var. Biz de onların moral desteğiyle ayakta duruyoruz.

F.G.: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde okuyan bir grup öğrenci gelir her sene bavullarla buradan kitap alır giderdi. Çok destek oluyorlar. Sakarya'da bir öğrenci vardı mesela. Her sene arkadaşlarına belli miktarda kitap aldırırdı. Buraya girip çıkmak bedava. Zaten araştırmacılara gelin okuyun istediğiniz kadar diyoruz.

KAFKA'YI KAÇIRDINIZ

- Etkinlikler kurslarla mı sınırlı olacak?

I.G.: İmza günlerimiz var bir de.

F.G.: Burası küçük ama 25 kişi alıyor. Bazen sohbet yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde hızlı bir haberleşmeyle burada bir caz konferansı düzenledik. İlhan Mimaroğlu'nun ölüm yıldönümünde bir anma yaptık.

- Yazıyor musunuz peki?

F.G.: Hayır biz okuyucuyuz.

- Çok ilginç başvurular oluyor mu?

I.G.: Kitap olmayan kitaplar geliyor. Kitabını basmadığımız için 'Kafka'yı kaçırdınız' diyenler var.

F.G.: 600 sayfalık roman yazmış, dosyasını gönderiyor. 'Okuyun ve bana cevap verin' diye not yazıyor içine. İki gün sonra da arayıp 'Değerlendirdiniz mi?' diye soruyor.

- Nitelikli işlerin oranı nedir bunların arasında?

I.G: Bu sene değişik bir şeye giriştik: Dosyası olanlara çağrı yaptık. "Bir öykü gönderin, okuyalım, değerlendirelim, beş yazar adayını seçip dosyasını kitap olarak yayımlayacağız," dedik. Hem yeni yazar kazandırmak hem de insanlara umut olmaktı amacımız. Güzel işler geldi doğrusu...

EN YAŞLI BESTECİMİZİN KİTABI

- Yakın dönem projeleriniz neler?

I.G.: İnci Çayırlı'nın Anıları yeni çıktı. Cihat Aşkın'ın anılarını da yakında basacağız. Çok önemli projelerimizden biri de İlhan Usmanbaş kitabı. Bu ay içinde çıkacak diye planlıyoruz.

F.G.: İlhan Usmanbaş 1921 doğumlu, en yaşlı bestecimiz. Onunla ilgili ilk kez böyle bir çalışma yapılmış olacak. Bütün eserlerinin kataloğu çıktı. İlhan Bey kendi eserleri üzerine notlar yazdı. 15 farklı müzikolog onu değerlendiren birer makale kaleme aldı. 400 sayfalık bir kitap olacak.
HALE KAPLAN ÖZ (STAR/06.09.2015)

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

127
0
114
0
129
0
144
0
146
0
157
0
158
0