Paylaş   
18.12.2013

´BU ALBÜMDE İSTANBUL´UN SESİ VAR´

/

İlk "Bu kez pek bir afili yalnızlık" dediğinde tanıdık onu. Ardından çıkardığı unutmak konseptli 'Kâğıt Evler' albümüyle geniş bir hayran kitlesine ulaştı Emre Aydın. Sanatçı, üç yıl aradan sonra çıkardığı yeni albümü 'Eylül Geldi Sonra'da ise ikili ilişkilerden hayata, zamanın alıp götürdüklerini anlatıyor. Albüm öncesi bir araya geldiğimiz Aydın ile " zaman konseptli, İstanbul sound'lu" dediği yeni albümünden, fotoğraf tutkusundan ve korku filmi projesinden konuştuk.

Albüm süreci nasıl geçti?
Albümün prodüktörlüğünü Mustafa Ceceli ve Mats Valentin yaptı. Önce biz Mustafa ile İstanbul'da taslaklarını kaydettik. Albümün atmosferinin nereye gideceğini belirledik. Ondan sonra o kayıtları alıp bir önceki albümde çalıştığım prodüktörün yanına Stockholm'e gittim. Yaklaşık iki sene süren, herkesin her şeyi elinden geldiğince yapmaya çalıştığı Stockholm-İstanbul ortak yapımı bir proje oldu.

Kayıt sürecinde turne ve konserler de devam ediyordu. Zor olmadı mı sizin için?
Turneler yüzünden stüdyoya girip bütün kayıtları bitirip çıkmak gibi bir durumumuz olamadı, evet. Burada maketini yaptıktan sonra Stockholm'e götürüp orada bitirdik kayıtları. Ama orada da bazı enstrümanların kayıtları çok sağlıklı olmuyor. Mesela ut ve ney kullandık bu albümde. Enstrümanları çalan insanlar da var ama bu İstanbul tınısı olmuyor. O yüzden o şarkıları tekrar buraya getirip başka bir stüdyoda kaydettik. Hep böyle az az ilerlettik. Miks ve mastering de orada yapıldı. Böyle olunca da kayıt aşaması bir buçuk yıla yayıldı.

İki cover var albümde; Sezen Aksu-Zülfü Livaneli'den 'Belalım' ve Nazan Öncel'den 'Geceler Kara Tren'. Bu şarkıları seçmenizin özel bir nedeni var mı?
Çok sevdiğim şarkılardı. Nazan Öncel, Sezen Aksu, Zülfü Livaneli, üçü de dinlediğim isimler. Üniversite yıllarımdaki gruplarımın playlistlerinden aklımda kalan şarkılar bunlar.

Bu albümün konsepti nedir?
Albümün lirik konsepti 'zaman', müzikal konsepti ise 'İstanbul'un sesi' aslında. Müzik tüketiciliğinin, arşivciliğin geliştiği yerlerde örneğin Amerika'da eyaletlerin kendi sound'ları oluyor. Oradan çıkan gruplar hava şartlarının vs. etkisiyle bir şey geliştiriyorlar. Bizde öyle bir şey yok ama mesela İzmir'de ya da İstanbul'da sokağa çıktığınızda duyduğunuz sound, sokak şarkıcıları, mekânlardan sokağa taşan müzik sesi farklıdır. Sektör biraz daha gelişse aslında o fark çıkacak ortaya.

Sizin bir korku filmi projeniz vardı...
Başlamıştık, albüm zamanı gelince ertelendi proje. Aslında takvimi hazırdı. Fakat o sırada üç aylık bir turne çıktı. Aralarda çekelim dedik ama o şekilde çok iyi bir film olmayacaktı o. Kötü olursa maliyetini kurtarmak için yine de çıkaralım, vizyona girsin, birileri illa ki izler gibi bir şey de yapmak istemedik. Dolayısıyla onu dondurduk. Bence her ne yapıyorsanız, titiz davranmayacaksanız bir manası yok yapmanın.

Bu film de iki yıl önce kurduğunuz 565'in bir projesi olacak sanırım.
565, üniversiteden arkadaşlarımla İstanbul'da kurduğumuz bir şirket. İsmi, biz üniversitedeyken okula gitmek için kullandığımız otobüsün numarasından geliyor. Biz grup olarak aynı şirketlerde çalıştık hep. Sonra şirket değiştirirken yine beraber değiştirdik. Böyle koloni gibi beraber hareket ediyorduk, sonra da bağımsızlaştık.

Şirketin projeleri devam edecek mi?
Alternatif işler yapmak için demolar dinliyoruz. Büyük şirketlerde insanların vakitleri olmadığı için demo gittiğinde dinleyemiyorlar. Türkiye 'de küçük plak şirketi artisti bulup onunla birlikte projeyi şekillendirip büyük plak şirketiyle iletişime geçmesini sağlayan bir kültür yok. Çok şans bulamayan alternatif müzik yapan ama dileyiciyle buluşmasını düşündüğümüz insanlar olduğunda onlarla ilgili kendimiz yapmasak bile büyük plak şirketlerine aracılık yapıyoruz.

Fotoğrafa ilgili olduğunuzu duymuştum.
O da sinema sevgisinden geliyor. Klipleri mümkün mertebe, fırsat olduğunda ben çekiyorum. Aslında görüntü yönetmenliği alanıyla daha ilgiliyim. Vaktim oldukça fotoğraf çekmeye çalışyıorum. Hangi kamera, fotoğraf makinesi çıkmış takip ediyorum. Bağımsız sinema milyon dolarlık ekipman kullanmadan ne kadar kaliteli sonuç verebilir gibi bir takıntım var.
İleride çektiğiniz fotoğrafları sergileme gibi bir düşünceniz var mı?
Sergi değil de bir sokak fotoğrafı albümü yapıp onu bir sosyal yardım kuruluşu ile beraber çıkarabiliriz. Ama bu bir proje değil, düşünce sadece.
ESRA ÜLKAR (RADİKAL/17.12.2013) ÖZGÜN HABERE GİDİN

Diğer Haber Başlıkları
Yorumlar

127
0
114
0
129
0
144
0
146
0
157
0
158
0